Etiketler

Maren Brinker, 10 Temmuz 1986, Leverkusen doğumlu. Voleybol, adeta Maren’in genlerinde olan bir şey. Annesi eski bir voleybolcu, babası da bir antrenör olan Maren’in kendisinden küçük Mona adında bir kız kardeşi var. Maren, günlerini spor salonlarında geçirebilen küçük bir kız çocuğuydu. Spor kariyerine atletizm ile başladı. Üç adım atlamadaki, güçlü sıçrama ve dayanıklılık onun voleyboluna ekleyebileceği özellikleri kazandırması için arayıp da bulunamayacak bir hazineydi.

Maren, 9 yaşında ilk kez bir sahaya çıkma cesaretini gösterdi ve  böylelikle Maren’in olağanüstü bir yeteneğe sahip olduğu ortaya çıktı. Babasının da desteğiyle, 7 yıl sonra üst düzey bir sporda ilk kez boy gösterdi, önümüzdeki yaz kariyerindeki en büyük sıçrama meydana geldi ve henüz daha 16 yaşında iken Genç Milli Takıma çağrıldı.

Maren; yaşıtlarına nazaran oldukça enerji dolu ve durdurulamaz bir hipertaktif kızdı. Sinemaya gitmek, arkadaşları ile yemek yemek, arkadaşları ile sohbet etmek; her genç kızın olduğu gibi onunda hayatında önemli bir yer tutmakta ve en güzel hobileri arasında yer almaktaydı.

Bir süre sonra Maren hızlı bir şekilde kilo kaybetti, bitkin ve yorgun hissetme ve durdurulamaz susuzluk gibi rahatsızlıklar ortaya çıktı. 1,86 m boyunda olan Maren tam 48 kiloya kadar düşmüştü ardından doktorun tanısı onun için tam bir şok olmuştu. Type-1 Diyabet teşhişi !

Ağustos 2002’nin yazında teşhişi koyulan hastalığın üzerinden 4 ay gibi bir süre geçmişti. Maren’in kan şekeri seviyesinin sürekli kontrol altında olması hayatının en zor günleri oldu. Diyabet ve yüksek seviyede bir spor artık Maren için birbirinden ayrılamaz bir hale gelmişti.

Maren diyabet hastalığı teşhisinin ardından o günleri şöyle anlatıyor:

İlk iki hafta oldukça zor geçmişti. Sporu bırakıp bırakmayacağımı ya da yüksek seviyedeki herhangi bir sporu yapıp yapamayacağımı bilmediğimden dolayı çok endişelenmiştim. Enjeksiyon korkusunu aşmak için ise savaşmaya karar verdim. Bir diabetologist gördükten sonra bir genç oyuncu olarak kendimi daha güvenli hissettim. Diyabet danışmanı ile 2 hafta süren iyi gidişat kendimi iyi hissetmemi sağladı.

Diyabet, herkesin size yardımcı olması halinde yenebileceğiniz bir hastalık. Hayatımın her alanında destek aldım. Annem rahatsızlığımdan dolayı evdeki beslenme düzenini bile bana göre değiştirdi, babam okul müdürü ve sınıf arkadaşlarım ile hastalığım hakkında konuştu. Neyseki en büyük endişem gerçek olmadı ve iyi bir kan şekeri ayarı genç milli takıma çağrılmama ve oynamama engel olmadı.

2011 yılında Maren artık milli takımın en önemli parçalarından birisi haline geldi, milli takım ile elde edilen World Grand Prix üçüncülüğünün dönüşünde  Maren, USC Münster ile 1 yıllık sözleşme imzaladı, öte yandan da Wuppertal Üniversitesi’nde ilkokul öğretmenliği için son dönemdeydi.

Maren o günleri anlatmaya şöyle devam ediyor: 

“Üniversite’de iken spor kariyerimde herhangi bir sorun yaşamadım, sadece 2 kez diyabet kontrolleri nedeniyle girmem gereken bazı tektikler vardı, bu yüzden okulu kesmek zorunda kaldım.”

“Maçlara da genellikle 200 gibi yüksek bir kan şekeri değeri ile çıkıyordum, maçlar sırasında birkaç kez kan şekeri değerim ölçülüyordu. Hiçbir zaman rakip sporculardan birisi benimle rahatsızlığım hakkında dalga geçmedi, onlar genellikle diyabet ölçüm aletini bana kalırsa bir MP3 çalara benzettiklerini ve zannettiklerini düşünüyorum. Set aralarında ölçüm yaptıktan sonra o kısa sürede sonuçlarına bakmak ve not almak mümkün olmuyordu ancak ölçüm cihazı sonuçları kaydediyordu, daha sonra evde laptopum ile sonuçlara daha yakından bakabiliyordum.”

Maren, 2011 yılında Smart Allianz Stuttgart ile elde ettiği Almanya Kupası zaferi ve milli takımdaki hırslı oyununun ardından yaz döneminde İtalyan kulübü Scavolini Pesaro’ya transfer oldu.

İlk kez yurtdışında forma giyecek olan Maren’in Pesaro’ya transfer oluşunun perde arkasındaki nedenlerde bir hayli ilginçdi…

Scavolini Pesaro kulübü kendi internet sitesinden transferi şu ifadeler ile aktarıyor:

“2006-2009 yılları arasında kulübümüzde başarılı bir şekilde görev yapan Brezilyalı antrenör Ze Roberto ve sportif direktörümüz Piergiuseppe Babbi’nin 2 yıl önce kulübümüze transfer olması için önerdiği ancak üniversite eğitimi nedeniyle o dönem transfer edemediğimiz Alman smaçör Maren Brinker artık Scavolini Pesaro’da.”

Maren ise şunları söylüyor:

“Avrupa’nın en önemli voleybol kulüplerinden biri olan Pesaro’dan bir teklif aldığım için onur duyuyorum. Buraya gelmem konusunda karar vermem oldukça kolay oldu, 2 yıl önce burada forma giyen Christiane Fürst ile konuştum, kendisi bana kulüp ile ilgili çok iyi şeyler söyledi.”

Maren, İtalya’daki ilk deneyiminde Scavolini Pesaro’da 1 sezon oynadıktan sonra ertesi sezon bir diğer İtalyan kulübü olan Unendo Yamamay Busto Arsizio’nun yolunu tuttu, burada milli takımdan arkadaşı olan Margareta Kozuch ile iyi bir sezon geçirdi, o sezonun en büyük mükefatını İstanbul’da düzenlenen CEV Bayanlar Şampiyonlar Ligi Dörtlü Finalleri’nde “En İyi Servis Atan Oyuncu” ödülü alarak taçlandırdı.

Aslında bir öğretmen olmak için okuyan Maren; sakatlıklardan uzak, başarıların daim olsun, yolun açık olsun !